ÖNGÖRÜSÜZ SİYASET, TOSLAMAYA MAHKUM!..

Muhalefetin ortaya koyduğu siyaset gerçekten, şirazesinden çıkmış şekilde fecaat bir süreçte ilerliyor!.. Öngörüsüzlüğün dibinin de dibinde!. Ülkeye ve millete olağanüstü günler yaşatıyor? Gelecek açısından da, çanlar çaldırıyor, meçhul bir akıbet!!!..

***

Akla ziyan, eylem, söylem ve hizipleşmenin körüğünden, taviz vermiyor!.. Özellikle, son iki hafta içerisinde, İBB patentli vuku bulan olaylar silsilesi, dehşet verici siyasi bir aklın üretimiyle, mecrasından çıkarılarak, ülkenin bekasını tehdit eder hale sokuldu..

***

Suç üstü olma halinin psikolojisinin ötesinde bir hakimiyet söz konusu!.. Kendi iç yapısındaki intikam duygusunun dışa vuruşuyla darma-duman!.. Büyük bir korku ve panik içerisinde, futursuzluk arzıyla, düşen maskenin daha bir deşifre olmaması için öfke, kin, garez, hasımlık üreticilikle sertleştikçe sertleşiyor!.. Öyle böyle bir sertlik değil?..

***

Gemileri yakmış şekilde sokağı, çarşıyı pazarı her yönüyle ateşe veriyor!. Önünü ve arkasını düşünmeden, bodoslama dalıyor, vuruyor, yıkıyor!!.. Öfkesine karşılık bulunca daha bir haşinleşir şekilde ülke ve millet yönünde istiklalin, istikrarın ve istikbalin baş düşmanı haline geliyor?!..

***

Sözde demokratik hak, sözde anayasal hak, sözde düşünce, fikir hürriyeti, sözde dokunulmazlık libası, sözde bilmem ne hakkı adına; sokakları terörize etmekten geri kalmayarak, ülkeyi yangın yerine çevirmeye çalışıyor!..

***

Geleceğin nesillerini bile, kurban verecek şekilde gençleri, protesto gösterilerine alet ederek, güvenlik güçleriyle karşı karşıya getiriyor.. Uyarıya, ikaza, engellemeye ise, en tepe isim olan Özgür Özel’in ağzından çıkan korkunç sözlere bakarmı sınız?. “Siz de yakın, yıkın, dökün, cam, çerçeve indirin..”

***

Devletin güvenlik güçlerini karşılarında görünce, gözaltılar, biber gazları, ters kelepçeler vaki olunca da; mağduriyetten beslenme organizasyonuyla gençlerimizi, çocuklarımızı, nasıl gözaltına alırsınız, nasıl tutuklarsınız, onlar daha çocuk narasını atıyorlar..

***

Onların çocukları keyif yaparken, her zamanki gibi ahalinin çocukları, demir parmaklıklar arkasında!.. Bir de pişkinlikler.. Çocukların aileleri tepki koyduğunda, “sizin çocuklarınız nerde” dediğinde, “iktidar yandaşı mısınız” diye pişkinleşerek, suçluyorlar?

***

Şimdi, 301’e yakın üniversiteli öğrenci cezaevinde!.. Bu gençlerin, öğrencilerin eğitimlerinden, sınavlarından uzak kalmaları, telafisi mümkün olmayan mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılmalarını, kim telafi edecek?..

***

Burda suçlu iktidar mı, sokaktaki polis mi, yoksa o gençleri, tertemiz evlatları sokağa çağırıp, sokak terörizminin ateşini körüklemek isteyen, CHP ve onun başındaki zat-ı muhterem değil mi?!.. Bilerek, kasıtlı olarak; sokak terörü körükleniyor!..

***

Halkı sokağa çağırdı diye 8 yıldır cezaevinde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’a kılını kıpırdatmayanların, hırsızlığı, rüşveti, ihale peşkeşi, vurgunu, suç örgütü oluşturmayı masumane gösteren, bir siyasi akıma, söylenecek söz ne olabilir?!  Hukukun üstünlüğü değil, sokağın, öfkenin, şiddetin, inkarın üstünlüğüyle, adaleti dizayn etmek istiyor!..

***

Büyük bir gözü dönmüşlükle esnafına, sanayicisine, üreticisine, boykotu bile, reva görüyor.. Ve bunun çığırtkanlığı yapılıyor… Gerekçe kendilerinin akıl tutulmasına sahip eylemlerine destek vermedikleri, onların nam-ı hesabına, iktidara parmak sallamadıkları için!..

***

Kendi milli ve yerli malına yönelik boykotu, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de giriştiği soykırım vahşetiyle, eşdeğer görecek kadar, psikolojik vakıa!..

***

Öyle ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail mallarına yönelik boykotu hatırlatılarak, “boykot en doğal, en tabi hakkımızdır” sözüyle, kendi boykotlarını meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar!?.

***

Elin gavuruna, ülkenin ve milletin baş düşmanına yönelik ülke insanının giriştiği boykotu, milli ekonomiye yönelik sabotajlı boykotuna libas yapan zihniyet!.. Halktan aldığı zılgıtı, boykota boykot restini  bile görmez bir halde; iktidarı sorumlu görüyor… Kendilerine has ürettikleri her şey güzel olacak sloganının ne yazık ki aksi durumu ülkeye ve millete yaşatılıyor.

***

CHP’de bir öngörüsüzlük siyaseti egemen!.. Yoksa Özgür Özel, Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki derbi maçı izlemeyi de, boykot hanesine ekler miydi?! Neymiş, hükümete yakın bir kanalda, maç yayını varmış? O kanal boykot edilsin.

***

Denir ya zerre-i miskal idrak, basiret ve izan sahibi olan kişi, futbolla ilgisi dahi olmazsa, ne Fenerbahçeli ne de Galatasaraylı olsun; bilir ki derbi maçlar her daim zirvede izlenir!..

***

Çünkü, kimse hangi kanalda yayınlandığına, o kanalın kime ait olduğuna, iktidar mı, muhalefet mi hiç bakmaz!.. O sadece, maça odaklanır.. Nitekim, reyting sonuçları açıklandı..

***

Maç izleme oranı geçmişteki tüm izleme oranlarını geride bırakıp, rekor kırmış.. Yani coşkulu, önü tutulmaz bir reyting patlaması olmuş!.. Alış-veriş boykotu gibi, maç izleme boykotu da, CHP hanesine eksi, yenilgi olarak kaydedildi..

***

KILIÇDAROĞLU NE DİYOR?!

Yarın yapılacak olan partisinin kurultayıyla ilgili, net konuştu!.. “Aday olmayacağım” derken, gerekçesini de okkalı altı çizili cümlelerle açıkladı..

***

“CHP’yi parti içi çekişmelere çekmemek için bu kararı aldığını” söyleyen Kılıçdaroğlu, “Aday olmama kararımın nedeni, ‘Aday olursan yüzüne tükürürler’ diyen siyasetçilerin tehditleri değildir çünkü çalanların yüzüne tükürülür ve ben çalmadım..” 

***

Kılıçdaroğlu’nun ağzından çalmadım, çalanın yüzüne tükürürler okunun adresi, kim diye sorsanız!? Size göre kim?.. Neyse, İmamoğlu cezaevinde, muhakkak ki, düşünmektedir lafın, kime gittiğini!.. Eee; çalma kapıları, çalarlar kapını sözü boşuna söylenmiş değildir..

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Hırsız evin içerisinde ise, kapıya gerek kalır mı?!