Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Aziz milletim, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'muzun değerli insanları, saygıdeğer konukları, sizlere en kalbi duygularımla, hürmetle, sevgiyle selamlıyorum. Cumhuriyetimizin göstergesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü vefatının 87. seneyi devriyesinde bir kez daha saygıyla anıyorum. Milletimizin şeref nişanesi olan İstiklal Harbi'ni sevk ve idare ederek yeni devletimizi kuran gazi meclisimizin tüm üyelerini şükranla yad ediyorum.
İstiklal Zaferi'nden İstanbul'un fethine, Çanakkale destanından 15 Temmuz direnişine kadar bin yıllık tarihimiz boyunca i'la-yi kelimetullah için can veren aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize minnet duygularımı ifade ediyorum. Ruhları şahit, makamları âli, mekanları inşallah cennet olsun. Rabbim bizleri de aziz şehitlerimizin kutlu yolundan ayırmasın.
Yine bu vesileyle, Cumhuriyetimizin ilanından bugüne kadar, 102 yıldır ülkemizin gelişmesi, kalkınması ve büyümesi için ter döken herkese teşekkür ediyorum.
Konuşmamın hemen başında bir hususu memnuniyetle belirtmek isterim. Geçtiğimiz yıl yeni yerleşkesine taşıdığımız Atatürk Kültür, Dil ve Tarihi Yüksek Kurumumuz bünyesindeki dört köklü müesseseyle görüyorum ki, çalışmalarını başarıyla devam ettiriyor. Gerek yurt içinde gerekse uluslararası düzeyde yürüttüğü akademik faaliyetlerle hem kültürümüz hem de dil ve tarihimiz açısından çok kıymetli işlere imza atıyor.
Küreselleşmeye paralel olarak dilimizin, tarihimizin ve kültürümüzün ciddi sınamalarla karşılaştığı bir dönemde, geniş bir yelpazede yürütülen bu çalışmaları şahsen çok anlamlı buluyorum. Özellikle dilimizi adeta istila eden yabancı kelime ve kavramlara karşılık üretilmesi noktasında daha fazla çaba göstermemiz gerektiği anlaşılıyor.
Ses bayrağımız Türkçemizin korunması ve geliştirilmesinde daha atılgan bir gündemle hareket edilmesinde bu bakımdan büyük fayda görüyorum. Tarihimizden süzülen ışığı tüm canlılığıyla günümüze taşıyan hizmetlerinden ötürü, Başkan Prof. Dr. Derya Örs hocamızın şahsında Kurumumuzun her bir mensubunu tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Biz de ülkemiz ve milletimiz için yaptıkları hayırlı işlerde, kendilerine destek olmayı inşallah bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceğiz.
"MİLLİ GÜNLERİMİZLE İLGİLİ YIKICI TARTIŞMALAR GÜNDEME TAŞINMAK İSTENİYOR"
Kıymetli misafirler, değerli dostlarım, Devletimizin ilk Cumhurbaşkanı, İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, zorluklarla ve engellerle dolu bir mücadelenin ardından bağımsız, modern ve yeni Türkiye'nin temellerini atmıştır. Gazi, harp sahalarında kazanılan askeri başarılar olduğu gibi, yeni devletimizin birçok alandaki dönüşümüne de liderlik etmiştir.
10 Kasımlar aslında hem bu dönüşümü anlamak hem de verilen mücadelenin boyutlarını kavramak açısından önemli bir vesile teşkil etmektedir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Son dönemde milli günlerimizle ilgili yıkıcı, yıpratıcı ve toplumsal fay hatlarını kaşıyan tartışmaların gündeme taşınmak istendiğini görüyoruz. Güya cumhuriyetimizi yüceltmek adına şanlı tarihimizi yok sayanlar ile 102 yıllık cumhuriyet tecrübesini önemsizleştirmeye çalışanlar, zahirde tezat içinde görünmekle birlikte, esasında aynı amaca hizmet etmektedir.
"ELİ SOPALI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ"
Medyanın köpürttüğü toplumsal gerilimden beslenen siyasetçilerin de büyüttüğü bu cepheleşmenin en büyük mağduru ise, bizatihi Gazi Mustafa Kemal olmakta; Atatürk’ün hatırası ve eserleri olmaktadır.
Burada şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek durumundayım: Medya, sosyal medya ve siyasette Atatürk maskesi takarak bu millete ve milletin değerlerine düşmanlık edenlere nasıl karşıysak, istiklal harbimizi zafere ulaştırarak milletimizin önünde yeni bir yol açan Gazi Mustafa Kemal’e yönelik hakaretamiz ifadelere de aynı şekilde karşıyız.
Şüphesiz, 86 milyonun her konuda uzlaşmasını, aynı düşünmesini ve tarihi hadiselere ve şahsiyetlere aynı pencereden bakmasını bekleyemeyiz. Bu, hem gerçekçi değildir hem de doğru değildir. Burada en mühim husus, fikri farklılıkların karşılıklı saygı çerçevesinde ve nezaketle dile getirilmesi, kimsenin kendi tarih okumasını diğerine dikte etmemesi, tehdit ve hakaretle dayatmada bulunmamasıdır. Eli sopalı düşünce özgürlüğü olmaz. Hakikat ancak zıt görüşlerin çarpışmasından doğar.
Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bu milletin en büyük gücü, birliği, beraberliği, kardeşliği ve ortak geçmiş ile gelecek tasavvuru olmaktadır.
Kaynak: AJANSLAR
